Zamane Yolcusu – 2

yol

İş dönüşüydü. Erken çıkmıştım. İşten genelde geç çıkardım. Evde bekleyenim, katılacak bir etkinliğim, yapacak bir şeyim yoktu ya. Yalnızlık işte bilirsiniz. Çarşıda yürüyorum amaçsız. Markete girerim belki. Elim cebimde. Cevdet amca yine kahvenin önünü süpürüyor. Mahalleli beni tanır ama ben ki soğuk nevale selam sabah vermeden geçer giderdim. Onlarında işine geliyormuşçasına zorlamazlardı beni. Beni böyle

Okumaya devam et »

Zamane Yolcusu

yol

Ben Sade. 27 Yaşındayım. Sadece 27. İçimde ki 7 yaşında ki çocuk beni terkedeli 185 gün 8 saat oldu. Yalnız yaşıyorum. Bir sevgilim vardı adı Yağmur. Nisan ayında doğmuştu. Nisan yağmurlarından almış adını. O da terketti beni yine bir nisan günü. Telefon çaldı bir gün, baktım Yağmur, bir heyecan ile açtım telefonu bir polis memuru.

Okumaya devam et »

Kürk Mantolu Madonna [Kitap]

kurkmadonna

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali ile tanıştığım ilk roman. Başlarken utandığım, geç kaldığıma utandığım kitap ve yazar. Sonrasında da neden daha önce elime almadığım için kendime kızdığım. Kürk Mantolu Madonna oldukça akıcı olmasının yanında, kurgu bakımından fazlasıyla yoğun bir kitap. Bu yoğunluk öyle ki elinizden bırakmak istemezken, yazılanları sindirebilmek ve anlayabilmek için belirli aralar verdiriyor

Okumaya devam et »

Geçmiş Olsun

gecmisolsun

Boş bakan onca insanın arasında, anlam aramaya çalışmaktan helak olmuş bir kesim var. O kesim adına konuşacağım. Bölmeyin, lütfen. Zor geliyor olmalı… Anlamların arasında kaybolmak, büyük keşmekeş tabii. Amaçsız, anlamsız ve günlük hatta anlık yaşamak tam sizlere yakışan bir durum efendiler. Günlük zevki kaçırmak üzücü değil mi? Günü kaçırmaktan korkarken, gelecekten eksiltenler, sizler… Günlük yaşamaktan

Okumaya devam et »

Ütüsüz ve Buruşuk Ruhun Şairi

didemmadak

KALBİM ! NEDEN BEN ? Didem Madak, kırık kalpli, narin yürekli, kıymeti çok az bilinmiş, erken, çok erken kaybedilenlerden. O, benim yüzyüze tanışma fırsatına erişemediğim, şiirlerini her daim yanımda, aklımda taşıdığım “dostum”. Evet, “dost”; gönül bağı illa ki tanıdıklarınla kurulmaz değil mi? Size de olmaz mı? Bir kitabı elinize aldığınızda ılık bir rüzgar kalbinize değmez

Okumaya devam et »

Serenad – Zülfü Livaneli [Kitap]

serenad-zulfu-livaneli

SERENADE FÜR NADİA Serenad‘ı 2012 yılında bir kitapçıda ilk elime aldığımda, kitapçı Zülfü Livaneli‘nin aşkı işleyişini görmem, okumam gerektiğini etkileyici bir biçimde anlattığından tereddüt etmeden aldım ve hemen okumaya başladım. Her bir sayfa geçişimde içimden hak verdim, kitapçıya. Livaneli’nin büyülü kalemi, hikayenin içinde kaybolmayı sağlıyor. Serenad; 60 yıl süren aşkı, bağlılığı anlatırken, bizi tarihin karanlık

Okumaya devam et »

Kayahan ile Büyüyen Kızın Kayahan’a Vedası

kayahan

Dün sabah hepimiz derin ve acı bir haber alarak güne başladık. Evimizde, ofisimizde, okulumuzda ,arabamızda kısacası bulunduğumuz yerde ‘’ odalarımız ışıksız kaldı ‘’ kalmıştı. Büyük usta Kayahan’ı kaybetmiştik. Gün boyu onun şarkılarını dinleyip, sözlerini anımsadık. Ne zaman başlamıştık Kayahan dinlemeye, en sevdiğimiz şarkısı hangisiydi ya da bizi en çok içine çeken alıp götüren şarkısı ?

Okumaya devam et »

Olduğu Kadar Güzeldik – Mahir Ünsal Eriş [Kitap]

oldugu

Kanatlarımız olsa be Metin… Gürültülü ortamlarda kitap okuyamıyor musunuz? İlla ki sessiz mi olmalı her yer ? Unutun hepsini. Mahir Ünsal Eriş’in öyle bir kalemi, öyle bir dili, öyle bir anlatımı var ki; kendinizi hikayenin içinde kaybedebiliyorsunuz. Anlatıcıyla, hikayenin kahramanıyla kol kola yürür gibi, hikayenin kahramanı sizmişsiniz gibi. Okuduklarınız sanki kulaklarınız da yankılanıyor da hiç

Okumaya devam et »

26 Mart “Ölmeme Günü”müz Kutlu Olsun

Ölmeme Günü

“Ertesi gün için bir şey diyemem ama, rakı içtiğin gün ölmezsin…” demiş Cemal Süreya. Cemal Süreya sözüyle başlayıp, yine onun sözüyle bitirmek istiyorum bunu, bugünü. 26 Mart “Ölmeme Günü” Türk şiirinin en önemli isimlerinin ortaya çıkardıkları bir gün. Bunu yaparken farkında olup olmadıklarını düşünecek olursak, o da bilinmezler arasında kalanlardan olur, büyük ihtimalle.   Hikayesi

Okumaya devam et »

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu – Stefan Zweig [Kitap]

bilinmeyenkadininmektubu

“Sana, beni asla tanımamış olan sana.” Stefan Zweig bu kitabında bir kadının tutkulu, bir o kadar da acı veren aşkını ve en acısı da kendisinden haberdar olmayan bir erkeğe duyduğu aşkı, sevmenin anlamını kavrayamamış bir erkeğe olan aşkını anlatıyor. Çocukluk günlerinden başlayan aşkını tek başına büyütmüş bir kadın ve o kadının ‘duygusal’ olarak hiç farkına

Okumaya devam et »
Sayfalar:12»